Bir sen anlarsın, hâlimden.
Geçtim, feleğin ateşli çemberinden,
Döndüm, dolaştım, çok gezdim,
Ama, yine sana geldim anne.
Bakma, gözyaşlarıma,
Düşmedim, dizim kanamadı,
Oyuncağımı da kaybetmedim,
Ağlamam, bu yüzden değil,
Çünkü oğlun, artık küçük değil,
Ben malesef, büyüdüm anne.
Keşke, hep çocuk kalsaydım,
Arkadaşlarımla, türlü oyunlar oynasaydım,
Parklarda koşup, gönlümce coşsaydım,
Ama, aşık olmasaydım.
O zaman, tek derdim,
Kaybettiğim oyunlar olurdu,
Ya da düşer, ufak yaralarım için ağlardım,
Birkaç dakika sonra, susardım.
Anne, ben büyüdüm,
Ve biliyor musun? Aşık oldum,
Ve terk edildim, yalnız kaldım.
O, bir vefasız çıktı,
Beni böyle, yaralı bıraktı.
Bir aşk oyunuydu, bizimkisi,
Ben iyi adam, o katil oldu,
Yüreğimden vurdu, sonrada gitti.
Aslında ben, onu çok sevmiştim,
Söyle bana anne,
Neden gitti?
Sende kadınsın, bilirsin,
Bütün kadınlar, böyle zalim midir?
O da, birgün anne olursa,
Ya, onun oğlunu da, böyle vururlarsa,
Hiç düşünmez mi,
Hiç, canı yanmaz mı anne?
Biliyor musun,
Benim canım, çok yanıyor anne?
Tam buramda, sol yanımda,
Dayanılmaz bir acı var,
Sanki, bıçak saplanmış gibi.
Görünmüyor ama, çok acıyor anne.
Çocukken, olduğum gibi değil,
Çok kötü bir hastalık bu.
Yemiyorum, içmiyorum, konuşamıyorum,
Kelimeler, boğazımda düğümleniyor,
Derdimi anlatamıyorum.
Söylesene, bana ne oldu anne?
Karlar altında, yanıyor bedenim.
Sarıl bana, ellerimi bırakma,
Yaz günü, üşüyorum anne.
Bu derdin, ilacı var mı,
Ya da, doktor amcaya gitsem,
Geçer mi anne?
Eskisi gibi, ilaç içsem,
Uslu çocuk olsam,
İyileşir miyim anne?
Anne,
Neden doldu gözlerin,
Bana mı ağlıyorsun?
Ağlama, sen sakın üzülme,
Hem, ben alıştım artık,
Sen, bakma hâlime.
Ben zaten, gidiyorum.
Kalamam buralarda,
Belki, bir daha gelemem,
Hakkını helal et,
Bu dert beni, öldürür anne.